
GEZİ AMACIM
Artık dünya turları özellikle elektronik seyir aygıtlarının gelişimiyle eski dünya turlarından çok daha kolay olarak deniz kültürü almamış bir çok sıradan denizci tarafından da yapılmaya başlanmıştır. Bunun sonucunda ortaya çıkan kitapların çoğu, eski denizcilerin (1900-1970 yılları arası) son derece kısıtlı imkanlarıyla ama derin denizcilik bilgi ve tecrübeleriyle yazdıkları kitaplar kadar ilgi çekici olamamaktadır.
19. yüzyıl sonlarında, eski bir istiridye teknesini alıp, restore edip, kendi imkanlarıyla bir dünya turu yaptıktan sonra, anılarını "Sailing Alone Around the World" isimli kitabında toplayan Kanadalı Kaptan Joshua Slochum, verdiği ivme ile dünyada yatçılık kültürünün oluşmasında ilk adımı atmıştır. Bu kültürün esası, denizlerin büyüsüne kapılan denizcilerin, karadaki yaşamlarında, sahip oldukları kötülüklerden büyük ölçüde arınmalarını sağlamıştır.Yani denizler, denize çıkan insanları sadece daha sağlıklı ve bilgili yapmakla kalmayıp, aynı zamanda onları daha hoş görülü daha mütevazı, daha yardımsever yapmıştır. Dünyada denizcilik kültürü bu şekilde ilerlerken, ülkemizde Sadun Boro son derece kısıtlı imkanlarla, bir dünya turu yapıp, anılarını Pupa Yelken isimli mükemmel bir kitapta toplamıştır. Sadun Boro belki dünyada denizcilik terbiyesini ve kültürünü öz halinde en çok benliğinde taşıyan, hiçbir zaman tevazuu elden bırakmamış bir insandır. Ne yazık ki ortada böylesine güzel bir örnek var iken, ülkemizde oluşmakta olan deniz kültürü, özellikle seri imalat teknelerin de ortaya çıkmasıyla, gösterişe dayalı ve çevre koruma mantığından uzaktır.
Deniz kültürünün ülkemizde gelişimini sağlamak, benim için son derece önemli bir olgudur. Çünkü dünyanın en güzel koylarını ve denizlerini bünyesinde barındıran Türkiye'nin denizlerini koruyacak olan en büyük güç, gerçek bir denizcilik kültürünün varlığıdır. Ne yazık ki, yöneticilerimizin çoğu elimizdeki bu değerli varlığın farkında değildirler ve akıl almaz uygulamalarla binlerce yıldır tahrip edilememiş, kirletilememiş denizlerimizi ve koylarımızın önemli bir bölümünü 25-30 yıl içerisinde yok etmişlerdir. Maalesef bu güzelliklerin farkında olmayan insanlar genellikle "Siz çevreciler her şeye karşısınız, hiçbir şeyin yapılmasını istemiyorsunuz" söylemleriyle karşımıza çıkmaktadırlar. Anlayamadıkları şey aslında doğa ile uyumlu yapılaşmanın her medeni ülke tarafından kabul edildiği gerçeğidir. Bırakalım üst örnekleri, bugün bir çok 3. dünya ülkesi bile otel veya tesis yaparken, doğa ile uyumlu yapışlaşmayı tercih etmişlerdir. Bunun dışına çıktıklarında, o yörenin hiç bir çekici özelliği kalmayacağının, ülkelerine turizmden gelen gelirin azalacağının bilincindedirler.
Denizcilik kültürünün üst düzeyde olduğu ülkelerde, çevre koruması da o düzeyde yukarıdadır..
Bizim ülkemizde de denizcilik kültürü sağlıklı olsaydı, bahsettiğim tahribatın boyutu da bu kadar büyük olmayacaktı.. Benim yapmayı planladığım dünya turunun, denizlerdeki kirlenmeye ve kıyı tahribatlarına dikkati çekmekle birlikte aşağıda sıralamaya çalışacağım birkaç amacı daha bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi tur sırasında ve sonrasında yazmayı planladığım kitapla, özellikle genç nesilleri olumlu yönde etkileyerek onların mantık çerçevesinde denizlerimizi koruyup kollayan denizciler olarak yetişmesine yardımcı olabilmektir. Böyle bir turun sonrasında, coşkulu bir dille yazılan, dünyanın bir çok yöresinin Türkiye'nin denizlerinden daha güzel olmadığını okuyan insanların bir çoğunda böyle bir bilincin yeşermeye başlayacağına olan inancım son derece kuvvetlidir.
Yazmayı planladığım kitap aynı zamanda bir çok denizcilik yöntemini pratik uygulamalarla, okuyucuyu sıkmadan anlatan, onlarda denizcilik sevgisi uyandıracak biçimde düzenlenecektir. Türkiye'nin böyle bir kitaba gerçekten ihtiyacı var. Denize ilgi duyan insanlar hem macera, hem gezi, hem de bilgi unsurları taşıyan böyle bir kitabın eksiliğini hissetmektedirler. Böyle bir kitabı oluşturabilmem benim Türk amatör denizciliğine manevi bir hediyem olacaktır.
Böyle bir turun ve kitabın aynı zamanda aşağıdaki öğelerden dolayı da, sadece denize ilgi duyan insanlar tarafından değil aynı zamanda, tüm toplumumuz tarafından da ilgi ile karşılanacağına olan inancım samimidir.
- Son derece sıra dışı dizaynı olan küçük, ahşap ve romantik görünümlü bir tekne ile yapılması.
- Zaman zaman katılacak misafirler dışında yalnız başına yapılması
- Hiçbir elektronik seyir aygıtı kullanılmadan, sekstant, pusula gibi geleneksel aygıtlardan başka hiç bir aygıt kullanılmadan yapılıyor olması.
- Denizcilere ve denizciliğe ilgi duyanlara bilimsel olan son derece pratik uygulamaların öğretilmesi.
- Özgün denizcilik yöntemleri içermesi.
Yukarıda sıralamaya çalıştığım unsurlara başkaları da eklenebilir.
Diğer bir amacım ise, bizim öngörülerimizle ve katkılarımızla Amerika'da dizayn edilmiş, çoğu bölümü ülkemizde kendi emeğimizle yapılmış, bir çok amaca hizmet eden, neredeyse mükemmel diyebileceğim bir açık deniz dizaynının ilgi çekerek Amerika'da da daha sonra farklı boylarının dizayn edildiği, Türk Denizciliği adına beni gururlandıran bu tekneyi yeni gözlerin beğenisine sunmaktır.
Dünya denizlerinde yelkeninde ay ve yıldız olan böylesine ilgi çeken bir tekne ile, hiç bir elektronik aygıt kullanmadan yapılacak seyirlerde Türkiye'de de iyi yetişmiş, kendi yöntemlerini geliştirmiş, yaratıcı, özgün denizcilerin olduğunu ve kuvvetli bir deniz kültürünün gelişmekte olduğunu göstermek benim için ülkem adına en büyük tanıtım ve gurur kaynağıdır. Başka bir amacım ise dünya denizlerine açılabilmenin küçük teknelerle, çok büyük masraflar gerekmeden yapılabileceğini genç arkadaşlara gösterip bu konuda onları heveslendirmektir.
|